29 Ocak 2026 Perşembe

pina bausch arşivim 05: iphigenie auf tauris, 29-31 ocak 2010


wuppertal'de tanztheater wuppertal pina bausch'tan bir yapıtı doğum günüme denk gelen günde ikinci kere 2010'da seyrettim. pina bausch önceki yılın haziran ayında aniden aramızdan ayrılmıştı. dolayısıyla bu aynı zamanda onun ölümünden sonraki ilk wuppertal seyahatimdi; annemle birlikte gitmiştik. tabii ki mezarını ziyaret edecektim. bu, ilerleyen yıllarda defalarca ziyaret edeceğim pina'nın mezarına ilk gidişimdi. 



istanbul'dan ayrılırken feci yağmur-fırtına vardı. düsseldorf havalimanında ve ardından wuppertal'de ise bizi kar karşıladı. 31 ocak pazar günü öğleden sonra, pina'nın gömülü olduğu waldfriedhof'a (orman mezarlığı) varmak için, wuppertal'in merkezine otobüsle yaklaşık 20-25 dakika uzaklıktaki en yakın durakta indik. karlı kaldırımlardan mezarlığa doğru ilerledikçe yerdeki kar seviyesi arttı. pazar sabahı olduğu için de, etrafta kimsecikler olmadığından, giderek ayak-lastik izi de kalmadı. adı varresbeck olarak geçen orman mezarlığından önce normal bir mezarlık var. normal mezarlığın duvarları, kapısı haşmetli ve yolla doğrudan ilişkili olduğu için onu bulmamız zor olmadı. ancak mezarlığın içine girdiğimizde kar seviyesi iyice artmıştı. etrafta kimsecikler de yoktu. mezarlığın içinden orman mezarlığına nasıl gideceğimizi bilmiyorduk...

pina'nın mezarına ziyaretimize dair izlenimlerimi zaten buraya, bloguma taze taze, seyahatten döner dönmez yazmıştım; okumak isteyen tıklayabilir.


























pina bausch arşivim 04: palermo palermo, 29 ocak 2005


29 ocak yaşgünüm. dünki paylaşımımda belirttiğim gibi, şimdiye kadar üç defa yaşgünümde pina bausch yapıtı seyrettim, üçü de wuppertal'deydi. bunlardan ilki 2005'teki "palermo palermo" idi. 

bern'de bir akademik toplantıya davetliydim; islam ve osmanlı mimarlık tarihçiliğinin en önemli isimlerinden ulya vogt-goknil'i onurlandırmak için düzenlenen, çok özel bir etkinlikti. baha tanman ve kürsüdaşım kayahan türkantoz da davetliydiler. önceki hafta cuma'dan bern'e gelmiş, cumartesi sabahı da fondation beyeler'i gezmek için basel'e geçmiştik. öğlenleyin baha bey ile kayahan ağabey basel'den bern'e geri dönerken ben wuppertal trenine bindim. 

gösteriden bir saat kadar önce, uzun süredir kapalı kalan ama şimdilerde dünyaca ünlü mimarlık ofisi diller scofidio + renfro'nun mimari proje yarışmasını kazandığı ek yapıyla birlikte yenilenerek pina bausch merkezi'ne dönüştürülecek olan, tiyatro binası projeleriyle ünlü alman mimar gerhard graubner'in tasarımı schauspielhaus wuppertal'e varmıştım. 

binanın enfes bir fuayesi vardır; etrafında görecek pek bir şey olmadığı için, japon bahçesi şeklinde tasarlanmış kendi iç avlusuna bakar. bir saat önce ziyaretçilere açılan fuayede; alman köftesi devasa bulette'lerden iki tane, karışık sebze ve bir bardak kırmızı şarabımla avluya bakan masalardan birine oturup akşam yemeğimi yedim. 

gösteri yaklaşık yarım saat geç başladı; o ünlü başlangıç sahnesi, bütün portal ağzını kaplayan briket duvarın arkaya doğru devrilmesi ve çıkan gürültü beklediğim kadar etkileyiciydi. 
birinci yarı bitti, araya çıkıldı. yarım saat olarak duyurulan ara uzadı da uzadı. 
o akşam wuppertal'de kalmayacak, gece treniyle bern'e dönecektim. trenimi kaçırırsam başkası da yoktu. aslında ertesi günkü gösteriye de bilet almıştım, ancak pazar gecesi bern'e dönecek tren bulamadığım için yakacaktım, zira pazartesi sabahı toplantı başlayacaktı. 
program kitapçığından öğrendiğim gösterinin kalan süresini hesaplayınca belli ki sonuna kadar seyredemeyecektim. oturduğum sıranın yanlarına doğruydu koltuğum, ikinci yarı başlamadan önce en kenarda oturandan rica ederek koltuklarımızı değiştirdim; erken çıkacağım için diğer seyircileri rahatsız etmek istemiyordum.
schauspielhaus, tren istasyonuna yürüyerek beş dakikadır. palermo palermo'yu sonuna kadar seyredemedim, trenimin kalma saatine göre 10 dakika kadar önce istasyonda olacak şekilde salondan ayrıldım. wuppertal'de ocak gecesi buz gibiydi.

palermo palermo'yu bir kere daha, bu sefer tamamını, seyretmek kısmet olmadı henüz...






















28 Ocak 2026 Çarşamba

pina bausch arşivim 03: ein stück mit dem schiff, 28-29 ocak 2022

yıla göre baktığımda, 29 ocak'a yani yaşgünüme denk gelen üçüncü tanztheater wuppertal pina bausch ziyaretim covid-pandemisinin etkisinin azalmaya ve sınırların açılmaya başladığı döneme denk geldi. almanya'ya yaşgünümden iki gün önce gitmiş, ilk akşam düsseldorf'da düsseldorfer schauspielhaus prodüksiyonu macbeth'i seyretmiş, 28'inde wuppertal'e geçmiştim.

kendi ülkende aşılarını olduğunu gösteren karneyle başka ülkeye girebilmeye başlamıştık. o sezon almanya'dan önce, iki arkadaşımla 2021 ekim'de istanbul'dan arabayla filibe'ye gitmiştim. bu, filibe sonrası yurtdışına ikinci çıkışımdı. düsseldorf'daki pasaport polisi hususi/yeşil pasaportlu olmama rağmen girişte sorun çıkardı; inatlaşmaya biraz daha devam etsem geri gönderilecektim. ama tabii, pina bausch'un yine çok merak ettiğim ve en önemlisi: uzun yıllardır sahnelenmeyen bir yapıtını, "ein stück mit dem schiff"i seyretmeye gelmiştim, haklı olsam dahi, polisle inatlaşıp seyahati tehlikeye atmaya değmezdi. uzlaştım ve almanya'ya girmiş oldum.

o sıralarda almanya'nın bazı şehirlerinde, ki bunlara wuppertal dahildi, bir gösteriye gireceğin günde yaptırdığın ve negatif çıkmış covid testine ihtiyacın vardı. ve tabii ki, bu tür hızlı testleri ücretsiz yapan merkezler kurmuşlardı. bunlardan biri de hemen gösterinin sahnelendiği barmen operası'nın yanındaki barmen tren istasyonu binasının içindeydi. otelim de zaten opera binasına iki-üç dakika yürüme mesafesindeydi.

ama tabii, orada yaptıracağım testin pozitif çıkmasını ve almanya'da karantina riskini göze alamazdım. yanımda test malzemeleri götürmüştüm. "ein stück mit dem schiff"i seyrettiğim iki gün de sabahtan otel odasında kendi testimi yapıp, negatif çıktığını görünce, merkeze gidip test yaptırdım. gösteriyi de, herkes için zorunlu olduğu üzere, maske ile seyrettim.